GELECEK DE BİR GÜN GELECEK

Avrupa üniversitelerinde Futuroloji adıyla kürsüler var. Ve bu alanda çalışan sayısız bilim adamı gelecek üzerine kafa yoruyorlar. Hatta günümüzde dünyaca ünlü bilim adamlarının önde gelenleri futurist unvanıyla etkili konferanslar veriyor, yazdıkları kitaplarla dünyayı sallıyorlar. Samuel Huntington, Medeniyetler çatışması tezini ortaya atıyor, Francis Fukayama, tarihin sonu diyerek tüm dikkatleri üzerine çekiyor.

Gelecek bilimciler, elde ettikleri bilimsel verilerle mi geleceği tahmin etmeye çalışıyorlar. Yoksa gelecek birileri tarafından planlanıyor mu? Tüm bu sorular etrafında kritik soru ise şu, eğer gelecek birileri tarafından planlanıyorsa, bize biçilen rol nedir?

2000 yılında CIA tarafından yayınlanan”Global Trends 2015″ adlı raporda 2015 yılının dünyasıyla ilgili öngörüler vardı. Raporda ileri sürülen görüşler etrafında dünya şekillenmeye devam ediyor. Raporda, Türkiye’nin 2015 yılında da etnik sorunlarla boğuşacağı, Avrupa birliği üyelik sürecinin çetin geçeceği ve uzayacağı, gelir dağılımı dengesizliğinin süreceği ileri sürülüyordu. Rapor yayınlanalı 6 yıl oldu. Ama bizim için değişen bir şey olmadı.

Gelecek, asla kontrol dışı değildir. Gelecek bir tasarımdır. Gelecek, insanlar tarafından atılan bir dizi adımın sonuçlarıdır. Son 50 yılda attığımız adımların sonuçlarını şimdi nasıl yaşıyorsak, bugün attığımız adımların sonuçlarını da bizden sonrakiler öyle yaşacaklardır. Geçmişten dersler çıkararak geleceğimizi tasarlamalıyız. Büyük ve güçlü bir ülke olabilmenin sırları, tarihin tozlu sayfalarında ve büyük ülkelerin son 50-100 yılda yaptıklarında gizlidir. Aslında yapılması gerekenler sır da değildir. Bir soru yöneltilse, toplumun her kesimi aşağı yukarı aynı çerçevede isabetli yanıtlar verecektir. Ancak, işin sırrı inanmak ve hayata geçirmektir.

Önceliğimizi eğitime vermeliyiz. Günümüzde büyümenin yolu üretmekten geçiyor. Üretmenin de yolu bilgiden. Bilgiye ulaşan ve onu kullanabilen yetenekli insanlar topluluğunun, yeryüzünde başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Günlük uğraşlarımızın ve bize sunulan hayat tarzının peşinden koşuştururken, bir an durup düşünmek çok şeyi değiştirebilir. Değişimin temelinde insan var. “Dünyayı ben mi kurtaracağım” “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışları, bünyesinde bir çok tehlikeyi barındırmaktadır. En büyük tehlike ise, muhtaç olma daha kötüsü, yok olma tehlikesidir.

Eğitimli bir toplum, herkesin üniversite okuduğu bir toplum anlamına gelmemektedir. Bulunduğu çevreyi tanıyan, en az bir alanda uzmanlaşarak o işi iyi yapabilen, sosyal ilişkilerinde başarılı, bireylerin kendileri için yaptığı her çabanın toplum yararına da olduğunun farkında olan, toplumunun geleceğine hem fikirleriyle hem de çalışmalarıyla katkı sağlayan insanların oluşturduğu toplum, eğitimli toplumdur.

Konuyu özetleyen çok beğendiğim bir söz vardır. “Kendi gelecekleri için bir planları olmayanlar, başkalarının planlarının piyonu olurlar.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>